Image
This image for Image Layouts addon
Bekir Karadeniz
En Büyük İsyan
Hatırlamaktır
Anı
1









KaraMavi Yayınları
3. Baskı, 2021
ISBN 978-605-5825-95-9
12,5 x 19,5 cm, 508 Sayfa






350,- ₺
Takım (5 Cilt) 1000,- ₺
Kitap İstek Formu
»Türkiye’nin hiçbir döneminde ‘düşünce suçu’ kadar tehlikeli ve riskli bir suç söz konusu olmadı. Bu nedenle adı ya da ceza yasasındaki maddenin numarası ne olursa olsun içeriği hep aynı kalmış ve yönetenler asla bu yasalardan taviz vermemiştir. Uygulamalar ise anayasal olarak güvencede olmaksızın yönetenlerin insafına bırakılmıştır. Bunun böyle işlemesi şüphesiz bir rastlantı değil, tersine Türkiye’nin resmi ideolojisinin sonucudur.

‘Düşünce suçu’ her zaman akla gelebilecek en lastikli, yoruma açık olarak hazır bulundurulur. Aslında tam anlamıyla serseri mayın misali toplumun arasında dolaş(tırıl)ır ve kimin ne zaman buna basacağı veya toslayacağını yönetenlerden başkası bilemez. Bu anlamıyla, hatırlamak düşünmenin tehlikeli yanlarından biridir. Zaten asıl sorun bu tehlikeyi göze almakla almamak arasındaki tercihle ilgilidir.

Genel itibariyle 1970’li yılların hızlı akışı ve 1980’den sonra artan şiddet ve korku ortamını gören ya da çok daha doğrudan içinde yer alan çoğu insan, yaşadıklarını ayrıntılı biçimde belgele(ye)medi. Çeşitli nedenlerle bunlar ya unutulmaya bırakıldı ya da gerçekten yok sayıldı.
Günlük yaşamdan okullarda verilen derslere kadar hiçbir şey, herhangi bir şekilde sorgulan(a)madı, sorgulatılmadı. Sorgulamanın açacağı sonuçları içgüdüleri ve tecrübeleriyle kestiren insanların çoğu bu kurala uymanın en ‘selamet’ yol olduğunu kavradı. Sorgulamak, neyin sorgulandığından bağımsız olarak başlı başına tabu kabul edildi.

Tarihsel ve dini olarak şiddeti yücelten bir toplumun bireyleriyse, gücü yettiği oranda şiddete başvurmaktan geri durmadı. Gücü eline geçiren, aynı oranda uygulamakta tasarruf etmedi. Bunların yanında kimin ve neden yaptığı bilinmeyen bir dolu ‘faili meçhul’ olay söz konusu oldu. Örneğin, herhangi bir yerde satılan ve kim(ler)in yiyeceği bilinmeyen bir karpuza cıva doldurmanın mantığını nasıl açıklamak gerektiğini anlamış değilim.

O dönemde, insanları korkutup her şeyden elini ayağını çekmelerini sağlayacak klasik ‘faşist terör’ türünden açıklamalar yapmış olsak bile bugün halen düşündükçe dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. Çünkü birilerine yararı ya da başka birilerine zararı dokunması bir tarafa, sonuçları tüm toplumu yaralayan bir işin sürüklediği çıkmaz belki gününde değil ama sonradan daha fazla belli olmakta.«

('Unutmaya Karşı' adlı giriş bölümünden.)
This image for Image Layouts addon
Bekir Karadeniz
En Büyük İsyan
Hatırlamaktır
Anı
2









KaraMavi Yayınları
3. Baskı, 2021
ISBN 978-605-5825-66-9
12,5 x 19,5 cm, 140 Sayfa






135,- ₺
Takım (5 Cilt)1000,- ₺
Kitap İstek Formu
»Hapishane hakkında yazılan, söylenen her şey konu itibariyle başlı başına birer külliyat olacak çoğunlukta ve yoğunluktadır. Bu külliyat hapishane edebiyatı, hapishane türküleri şeklinde başlayıp toplumu etkilediği boyutta genişleyerek vücut bulmuş ve yerleşmiştir. Esasında hemen herkesin (bizzat değilse bile) doğrudan veya yakınları/tanıdıkları üzerinden hapishane bağlantısı olmuştur. Hayata ilişkin neredeyse her konuda hapishaneye uzanan bir gidiş gözlenebilir.

Özgürlüğün karşıtı esaretse, esaretin hayata geçiş şekli de günümüzde ağırlıkla hapishane olarak ifade bulur. Hapishane, muhtemelen birbirinden farklı toplumlardaki en çok birbirine benzer uygulamadır. İlgili toplumun/ülkenin yasalarındaki konsepte göre rehabilite, (geçici ve ıslah temelli) ceza veya tümüyle toplumdan tecrit amaçlı olabilmektedir. Bunun son aşaması ise, ilgili olanı bütünüyle ortadan kaldırmaktır. Toplumların gelişmişliği oranında da bu sıralama baştan sona ya da sondan başa doğru değişebilir.«
This image for Image Layouts addon
Bekir Karadeniz
En Büyük İsyan
Hatırlamaktır
Anı
3









KaraMavi Yayınları
1. Baskı, 2021
ISBN 978-3-949408-00-7
12,5 x 19,5 cm, 402 Sayfa






300,- ₺
Takım (5 Cilt) 1000,- ₺
Kitap İstek Formu
»Geçmişte, daha çocuk yaşta (tercihimden bağımsız olarak) başladığım/ız sokak kavgaları tehlikeli boyutlara ulaşmıştı. Artık ilk aşama gibi görünen ve sadece bıçaklı, sopalı saldırılara maruz kalmak değil ateşli silahların kullanıldığı bir kargaşanın içinde dolaşılmaktaydı. Her şey, bir gün önceye göre daha zorlaşmakta, şiddetin dozu katlanarak artmaktaydı. Böylelikle olayları kavrayıp ona göre aklıselim düşünmek yerine -ki buna fırsat yoktu- şiddetin ve artan tehlikenin yabancılık çekmeden alışmaya çalışmak bir refleks haline gelmişti.

Böyle dönemlerde hemen herkes gibi tehlikenin ortasında yön bulmaya ve ilerlemeye çalışırken, bunlara çoğu zaman korku eşlik etmekteydi. Korku her zaman olumsuz yanıyla algılanır ama değil. Çoğunlukla yanlış, sorumsuz, olumsuz davranışlara neden olsa bile korku aynı zamanda daha mantıklı düşünmenin yolunu (da) açabilmekteydi. Korkunun her şeye egemen olmasıyla daha ihtiyatlı davranabilme arasında çok ince bir çizgi vardı. O çizgiyi fark edip hangi yöne adım atılacağına karar vermek kişinin tercihiyle ilgilidir. Geriye baktığımda, hayatımın birçok dönemine korkunun eşlik ettiğini ancak beni yönlendirmesine izin vermediğimi düşünürüm. Çünkü korkmak yapılacak bir işi engelliyorsa kişiye egemen olduğu anlamına gelir. Fakat korkuya rağmen gereken yapılabiliyorsa korku aşılmış/yenilmiş demektir. Hayatım boyunca her zaman bu ikinciyi gerçekleştirmeye çalıştım. En azından yapılması gereken hiçbir şeyi bundan dolayı ertelemedim. Zaten bir süre sonra gerekeni yapmanın korkuyla veya cesaretle değil inanmakla ilgili olduğunu bilince çıkarmaya başlamıştım.

Bu bir pişmanlık ifadesi değil. Yapılmasa daha iyi olacağı yönünde düşündüğüm içindir. Bundan dolayı açıkça ifade edeyim: Geçmişte yaptığım bazı şeyleri (cesaretten ve korkudan bağımsız olarak) bugünkü aklımla yapmazdım. Ama aradaki fark sadece yapmamak değil, aynı zamanda bunu ifade etmek, karşı çıkmak şeklinde olurdu.

Çünkü korku sadece bir şeyden çekinmek değildir. Bazen yalnız kalma, ötekileştirilme psikolojisi, insanı istemeden bir şeylere itebilir. Belirli korkularımın veya çekincelerimin kaynağı buydu. Bazen tehlikeli bir işi yapmaktan değil, yapmamaktan dolayı içine düşülecek durum daha korkutucu olabilmekteydi. İşte İbrahim’e (ve haliyle oradaki arkadaşlara) tam da bu nedenden dolayı karşı çıkamadan kabul etmiştim verilen görevi.«
This image for Image Layouts addon
Bekir Karadeniz
En Büyük İsyan
Hatırlamaktır
Anı
4









KaraMavi Yayınları
1. Baskı, 2022
ISBN 978-3-949408-17-7
12,5 x 19,5 cm, 280 Sayfa






200,- ₺
Takım (5 Cilt) 1000,- ₺
Kitap İstek Formu
»Hikayesi anlatılmayan hayatlarda çok şey saklıdır. Bazen karşılaştığım herhangi birinin yaşadıkları bir yana, bunlardan yalnızca küçük bir bölümünü bile öğrenmem yeterince açıklayıcı olmaktadır. Sosyal veya toplumsal statünün başlı başına belirleyici olamayacağı gibi, uzun ya da kısa yaşamak da her zaman aynı doğru orantıyla gözlenemez. Bazen kısacık bir hayattaki birtakım şeyler, belki çok uzun bir hayatın önemli bölümlerinden daha yoğun ve çarpıcı olabilir. Anlık bir rüyaya sığan ve normal seyrinde yaşanmış gibi hissedilen bir duygu misali, her şey çok kısa bir anda gelişir ama kavranması veya yorumlanması daha geniş bir zamana yayılır. Bir hayat son bulduğunda geride kalanlar açısından incelenmeyi gerektirecek bir durum varsa daha da artar bunun heyecanı.


Her geçen gün zaman biraz daha daralmaktadır. Herhalde bir dönem sonra, hikayesi anlatılmayan yaşanmamış sayılacak. Bunun için bir şeyler yapabilmek hayatın devamı olarak düşünülebilir. Kimbilir, belki de unutulmaya karşı bir itirazdır bütün bunların nedeni.«
This image for Image Layouts addon
Bekir Karadeniz
Yolum Düştü
Anı
5










KaraMavi Yayınları
1. Baskı, 2024
ISBN 978-3-949408-14-4
12,5 x 19,5 cm, 380 Sayfa






250,- ₺
Takım (5 Cilt) 1000,- ₺
Kitap İstek Formu
»1980’deki askeri darbeyle yüzbinlerce insanın içine düştüğü durum belki çok hızlı geliştiğinden zamanında kavranamaması, gerçeklikle bağlantı kurulması anlamında çeşitli bocalamalara yol açması kaçınılmazdır. Ama söylemek istediğim, uzun veya kısa, her şeye rağmen bu geçiş sürecini (ve sonrasını) ısrarla görmezden gelmedeki açmazdır. Bu da haliyle birilerini kendine fayda sağlayacak ama gerçeklikten uzak başka izah ve davranışlara yönlendirecektir. Türkiye solunun içinde bulunduğu durumu ve dar kalıplara sıkışmışlığının nedeni muhtemelen büyük ölçüde burada saklıdır.



Olmamış gibi davranmayı, belki de Türkiye’de marjinalleşmeyi (doğrudan veya dolaylı) bir marifet sayanların bunu kendilerinde bir hak görmeye vardıracak kadar ileri gitmeleriyle ilgili olduğunu düşünürüm sıkça. Toplumun hafızasının bulunmadığı ve benzeri söylemlerle kendi dışında kalan herkesi ötekileştirip, aşağılayan ve dışlayan mantık aslında bunun hiç de öyle işlemediğini kabul etmeye yanaşmamakla bir bakıma kendi iç huzurunu sağlar gibidir.«